WhatsApp
Bizi Arayın

Dermatoloji Uzmanı Dr. Nihan Yüksel Çanakçı

Aşırı Terleme (Hiperhidroz): Hayatı Zorlaştıran Bu Durumdan Kurtulmanın Yolları, Nedenleri ve Detaylı Tanı Yöntemleri

Aşırı Terleme

Terleme, vücudumuzun sıcaklık dengesini korumak için tasarlanmış doğal ve hayati bir işlevidir. Spor yaparken, sıcak bir ortamdayken veya heyecanlandığımızda terlemek tamamen normaldir. Ancak terleme, vücudun ısıyı düşürme ihtiyacı olmadığında bile kontrolsüz ve aşırı bir şekilde gerçekleşiyorsa, artık fizyolojik sınırları aşan Aşırı Terleme (Hiperhidroz) adını verdiğimiz bir durumdan bahsediyoruz demektir.

Hiperhidroz, basit bir terleme sorununun ötesinde, bireyin sosyal yaşamını, iş performansını ve psikolojik sağlığını derinden etkileyebilen kronik bir durumdur. Bu durum, ıslak giysiler, nemli el sıkışmalar ve sürekli bir huzursuzluk hissi nedeniyle kişinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilir. Peki, bu aşırı terleme tam olarak nedir, neden ortaya çıkar ve bu durumla başa çıkmak için hangi yöntemler mevcuttur? Gelin, hiperhidroz dünyasına daha yakından bakalım.

Aşırı Terleme (Hiperhidroz) Nedir ve Nasıl Sınıflandırılır?

Aşırı terleme, ter bezlerinin normalden çok daha fazla çalışması ve vücudun soğuması için gerekenden daha fazla ter üretmesi durumudur. Hiperhidroz, terlemenin nedenine ve vücutta yayıldığı bölgeye göre iki ana kategoriye ayrılır. Bu sınıflandırma, çözüm yollarını anlamak için kritik öneme sahiptir.

Primer (Fokal) Aşırı Terleme 

Primer hiperhidroz, birincil veya esansiyel aşırı terleme olarak da bilinir. Bu tür, herhangi bir altta yatan tıbbi duruma veya ilaca bağlı olmadan ortaya çıkar. Genellikle çocukluk veya ergenlik döneminde başlar ve ömür boyu devam edebilir. En belirgin özelliği, terlemenin vücudun belirli bölgelerinde yoğunlaşmasıdır (fokal).

  • Bölgesel Yoğunluk: Avuç içleri (palmar), ayak tabanları (plantar), koltuk altları (aksiller) ve yüz/kafa derisi (fasiyal) en sık etkilenen bölgelerdir.

  • Simetri: Terleme genellikle vücudun iki tarafında, simetrik olarak görülür.

  • Özellikler: Stres, kaygı ve duygusal uyaranlarla artar. İlginç bir şekilde, primer aşırı terleme yaşayan çoğu kişide uyku sırasında terleme durur veya önemli ölçüde azalır.

  • Genetik Yatkınlık: Araştırmalar, bu durumun aile üyelerinde yaygın olarak görüldüğünü ve genetik bir yatkınlığın söz konusu olduğunu gösterir.

Sekonder (Yaygın) Aşırı Terleme 

Sekonder hiperhidroz ise ikincil aşırı terleme olup, altta yatan başka bir tıbbi durumun, hastalığın veya kullanılan bir ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkar. Bu terleme türü genellikle vücudun tamamında veya daha geniş bir alanda (yaygın/genelleşmiş) görülür.

  • Başlangıç: Her yaşta başlayabilir, ancak özellikle yetişkinlikte aniden başlaması, altta yatan bir sağlık sorununun işareti olabilir.

  • Uykuda Terleme: Primer hiperhidrozun aksine, sekonder hiperhidrozda gece aşırı terleme sıklıkla görülür.

  • Yaygınlık: Genellikle tüm vücudu etkiler ve terlemenin kaynağını bulmak, yönetimi açısından hayati önem taşır.

Aşırı Terleme Neden Olur? Hiperhidrozun Detaylı Nedenleri

Terleme mekanizması, sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Bu sistem, tehlike veya strese karşı “savaş ya da kaç” tepkisinin bir parçası olarak ter bezlerini (özellikle ekrin bezlerini) uyarır. Aşırı terleme sorunu, temelde bu sempatik sinir sisteminin aşırı aktif olmasından kaynaklanır. Nedenleri ise primer ve sekonder tiplere göre değişiklik gösterir.

Primer Hiperhidrozun Nedenleri

Primer aşırı terlemenin tam nedeni bilinmemekle birlikte, bunun bir tür “aşırı hassas” sinir sistemi tepkisi olduğu düşünülmektedir.

  1. Genetik Faktörler: Aile öyküsünde hiperhidroz bulunan kişilerde bu duruma rastlanma oranı belirgin şekilde yüksektir. Bu, terleme miktarını belirleyen genetik bir yatkınlığın varlığına işaret eder.

  2. Sempatik Sinir Sistemi Aşırı Aktivasyonu: Ter bezlerine sinyal gönderen sempatik sinirler, normalden daha düşük eşiklerde ve daha güçlü tepkilerle uyarılır. Duygusal durumlar (stres, kaygı, heyecan) bu aşırı tepkimeyi tetikler. Terleme başlar, bu da daha fazla strese yol açar ve bir kısır döngü oluşur.

Sekonder Hiperhidrozun Nedenleri

Sekonder aşırı terlemeye neden olan durumlar genellikle sistemik, yani tüm vücudu etkileyen sağlık sorunlarıdır.

  1. Hormonal Dengesizlikler:

    • Hipertiroidi (Tiroid Bezinin Aşırı Çalışması): Tiroid hormonlarının fazlalığı metabolizmayı hızlandırır ve vücut ısısını artırır. Vücut bu ısı artışını dengelemek için aşırı terleme ile tepki verir.

    • Menopoz: Özellikle kadınlarda menopoz döneminde yaşanan östrojen seviyelerindeki düşüş, sıcak basmalarına ve buna bağlı olarak yoğun terleme epizotlarına yol açar.

  2. Metabolik Hastalıklar:

    • Diyabet (Hipoglisemi): Kan şekeri seviyesinin aşırı düşmesi (hipoglisemi), vücutta stres tepkisi yaratır ve bu da sıklıkla ani ve soğuk terleme ile kendini gösterir.

    • Obezite: Vücut kitle indeksinin yüksek olması, vücudun daha fazla ısı üretmesine ve bu ısıyı atmak için daha fazla terlemesine neden olur.

  3. Nörolojik Durumlar:

    • Otonom Nöropati: Diyabet veya diğer nedenlere bağlı sinir hasarı, ter bezlerini kontrol eden otonom sinirlerin işlevini bozabilir.

    • Felç veya Omurilik Yaralanmaları: Sinir sistemi hasarları, vücudun sıcaklık düzenleme yeteneğini etkileyerek dengesiz ve bölgesel aşırı terlemeye neden olabilir.

  4. Enfeksiyonlar ve Kanserler: Bazı kronik enfeksiyonlar (tüberküloz, sıtma) veya lenfoma gibi bazı kanser türleri, özellikle gece terlemeleri şeklinde sekonder hiperhidroza yol açabilir. Bu durum, vücudun altta yatan hastalığa karşı verdiği sistemik bir tepkidir.

  5. İlaç Kullanımı: Bazı antidepresanlar, ağrı kesiciler veya diyabet ilaçları gibi çeşitli reçeteli ilaçlar, yan etki olarak terleme miktarını artırabilir.

Bu nedenlerin doğru bir şekilde anlaşılması, durumun etkili bir şekilde yönetilmesi ve altında yatan asıl sorunun tespit edilmesi için bir yol haritası sunar.

Aşırı Terleme (Hiperhidroz) Belirtileri ve Sosyal Etkileri

Aşırı terlemenin temel belirtisi, adından da anlaşıldığı gibi, kişinin fiziksel aktivite, sıcaklık veya stres gibi normal tetikleyiciler olmadan bile gözle görülür miktarda terlemesidir. Ancak belirtiler, sadece fiziksel ıslaklıkla sınırlı kalmaz, aynı zamanda kişinin sosyal ve duygusal yaşamında derin izler bırakır.

Bölgesel Belirtiler

Hiperhidrozun etkilediği başlıca bölgeler ve bunlara özgü belirtiler şunlardır:

  • Koltuk Altı (Aksiller Hiperhidroz): En sık rastlanan türlerden biridir. Giysilerde belirgin, kalıcı ıslak lekeler oluşur. Bu durum, kişi koyu renkli veya bol kıyafetler giymeye yönelttiği için giyim tarzını kısıtlar. Aşırı terleme ve bakterilerin birleşimi nedeniyle kötü koku (bromhidroz) oluşumu artar.

  • Avuç İçi (Palmar Hiperhidroz): Günlük hayatı en çok zorlayan türdür. Ellerin sürekli nemli veya damlar halde olması, el sıkışmayı zorlaştırır, kağıt işlerinde, klavye kullanmada veya müzik aleti çalarken ciddi sorunlar yaratır. Avuç içleri soluk ve bazen buruşuk görünebilir.

  • Ayak Tabanı (Plantar Hiperhidroz): Ayakların sürekli nemli kalması, ayakkabı içinde bakteri ve mantar üremesini kolaylaştırır, bu da ayakta koku ve enfeksiyon riskini artırır. Ayrıca ayakların kaymasına ve düşme riskine yol açabilir.

  • Yüz ve Kafa Derisi (Fasiyal Hiperhidroz): Yüz ve saç derisinde aşırı terleme yaşamak, özellikle profesyonel veya sosyal ortamlarda büyük utanç kaynağı olabilir. Terin alından akması, makyajı bozması ve gözlere damlaması gibi sorunlara neden olur.

Psikososyal ve Duygusal Etkiler

Hiperhidroz, bir kişinin terleme miktarını kontrol edememesinden kaynaklanan yüksek düzeyde duygusal sıkıntıya neden olur.

  1. Sosyal İzolasyon: Bireyler, terlemenin fark edilmesinden veya utanılmasından kaçınmak için sosyal etkinliklerden, randevulardan veya grup toplantılarından geri çekilebilir.

  2. Özgüven Kaybı: Sürekli ıslaklık hissi ve kıyafetlerdeki lekeler, kişinin kendine olan güvenini zedeler. Bu durum, yeni insanlarla tanışmaktan çekinmeye ve kariyer seçimlerinde kısıtlamalara yol açabilir.

  3. Kaygı ve Depresyon: Aşırı terlemenin kendisi kaygıya neden olurken, sosyal sonuçları da zamanla depresif ruh hallerini tetikleyebilir. Terleme durumunun stresle arttığı göz önüne alındığında, bir kısır döngü devam eder.

Aşırı Terleme (Hiperhidroz) Tanı Yöntemleri ve Değerlendirme

Hiperhidroz tanısı koymak için genellikle kapsamlı bir laboratuvar testi veya görüntüleme ihtiyacı yoktur. Tanı büyük ölçüde hastanın ayrıntılı öyküsü, terlemenin niteliği ve objektif ölçüm testleriyle konulur.

Anamnez ve Klinik Kriterler

Tanı sürecinde ilk adım, terlemenin primer mi yoksa sekonder mi olduğunu ayırt etmektir. Bunun için aşağıdaki temel kriterler değerlendirilir:

  • Başlangıç Zamanı ve Süre: Terlemenin ne zaman başladığı, ne kadar süredir devam ettiği ve ne sıklıkla olduğu (Örn: Haftada en az bir atak).

  • Terlemenin Dağılımı: Fokal (bölgesel) veya genelleşmiş (yaygın) olup olmadığı. Fokal terleme (primer) genellikle daha simetriktir.

  • Uykuda Terleme Durumu: Eğer terleme uyku sırasında duruyorsa bu, büyük ölçüde primer hiperhidroz lehine bir işarettir.

  • Aile Öyküsü: Ailede aşırı terleme öyküsünün varlığı primer hiperhidroz tanısını destekler.

  • Yaşam Kalitesi Etkisi: Terlemenin kişinin günlük rutini, işi veya sosyal hayatını ne kadar etkilediği.

Objektif Ölçüm Testleri

Terleme miktarını ve dağılımını objektif olarak ölçmek için kullanılan basit ama etkili iki yöntem bulunmaktadır:

  1. Kolorimetrik Test (Minor Nişasta-İyot Testi): Bu test, terlemenin en yoğun olduğu bölgeleri görsel olarak tespit etmek için kullanılır. Önce terleyen bölgeye (örneğin koltuk altına) iyot solüsyonu sürülür. İyot kuruduktan sonra, üzerine nişasta tozu serpilir. İyot ve nişasta terle temas ettiğinde kimyasal reaksiyon sonucu koyu mavi veya mor-siyah bir renk oluşur. Renk değişimi ne kadar yoğun ve genişse, aşırı terleme o kadar fazladır.

  2. Gravimetrik Ölçüm: Bu, en hassas terleme ölçüm yöntemidir. Etkilenen bölgeye özel bir filtre kağıdı veya kurutma kağıdı yerleştirilir. Bu kağıdın ağırlığı önceden belirlenmiştir. Belirli bir süre (örneğin 1 veya 5 dakika) terin kağıt tarafından emilmesi beklenir ve ardından kağıt tekrar tartılır. Ağırlıktaki artış, dakikada terlenen miktarı (miligram cinsinden) verir ve bu, hiperhidroz tanısını objektif olarak destekler. (Genellikle dakikada 50 mg/5 dakika veya 100 mg/dakika üzeri değerler aşırı kabul edilir.)

Altta yatan bir hastalık şüphesi varsa (sekonder hiperhidroz), hormonal dengeyi kontrol etmek için kan testleri (tiroid hormonları, kan şekeri) gibi ek testler uygulanabilir.

Aşırı Terleme ile Başa Çıkma ve Yönetim Stratejileri

Aşırı terleme durumunun yönetimi, yaşam tarzı düzenlemelerinden başlayarak çeşitli kalıcı ve geçici yöntemlere kadar uzanır. Burada, durumun kendi kendine yeterli bir şekilde kontrol altına alınması ve yönetilmesi için kullanılan temel yöntemler detaylıca açıklanmıştır.

Topikal Çözümler (Yerel Uygulamalar)

Bunlar, aşırı terlemenin bölgesel olarak kontrol altına alınmasında ilk denenen yöntemlerdir.

  1. Alüminyum Klorür İçeren Antiperspirantlar: Reçetesiz satılan deodorantların aksine, bu ürünler terlemeyi önleme (antiperspirant) özelliğine sahiptir. Temel etken maddesi genellikle yüksek konsantrasyonlu alüminyum tuzlarıdır. Alüminyum tuzları, ter bezlerinin ağızlarında geçici tıkaçlar oluşturarak terin yüzeye çıkmasını fiziksel olarak engeller. Bu ürünler genellikle gece yatmadan önce, kuru cilde uygulanır ve sabah yıkanır. Koltuk altı aşırı terlemesinde en etkili başlangıç yöntemidir.

  2. Bitkisel Ekstreler ve Doğal Yöntemler: Adaçayı, terlemeyi azaltıcı (anti-hidrotik) özelliklere sahip doğal bir çözümdür. Adaçayı çayı tüketimi veya adaçayı ekstrelerinin topikal olarak kullanılması, bazı kişilerde terleme şiddetini hafifletmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, duş sonrası elma sirkesi gibi doğal asidik çözeltilerin seyreltilmiş halde uygulanması, terlemeye neden olan bakterileri azaltarak koku sorununu yönetmeye yardımcı olabilir.

Gelişmiş Girişimsel Olmayan Yöntemler

Topikal çözümlerin yetersiz kaldığı durumlarda, daha ileri ve etkili yöntemlere geçilebilir.

  1. İyontoforez (Iontophoresis): Bu yöntem, özellikle avuç içi aşırı terleme ve ayak tabanı terlemesi (palmar ve plantar hiperhidroz) için oldukça etkilidir. Etkilenen bölge, düşük voltajlı bir elektrik akımının geçtiği su dolu bir kaba daldırılır. Akımın tam etki mekanizması net olmasa da, ter bezlerinin kanal ağızlarını mineral bir tıkaçla geçici olarak kapatarak ter akışını engellediği düşünülmektedir. İlk uygulamalar genellikle haftada birkaç kez yapılır ve durum kontrol altına alındıktan sonra bu sıklık haftada bir veya daha seyreklere düşürülerek sürdürülür. Bu yöntem, evde özel iyontoforez cihazları ile uygulanabilir.

  2. Botulinum Toksini Uygulamaları: Botulinum toksini, sinir uçlarından ter bezlerini uyaran kimyasal madde olan asetilkolin salınımını bloke ederek terlemeyi geçici olarak durdurur. Bu yöntem, özellikle koltuk altı aşırı terlemesinde (aksiller hiperhidroz) yüksek başarı oranına sahiptir. Etkilenen bölgeye çok sayıda küçük enjeksiyon şeklinde uygulanır. Etkisi genellikle 6 aydan 1 yıla kadar sürer ve terleme tekrar başladığında uygulama tekrarlanabilir.

Sistemik ve Cerrahi Çözümlerin Mekanizması

Bu yöntemler, genellikle diğer çözümlerin yetersiz kaldığı veya vücudun daha yaygın bölgelerinde aşırı terleme görülen durumlarda kullanılır.

  1. Sistemik (Ağızdan Alınan) İlaçlar: Antikolinerjik ilaçlar, sinir sisteminin ter bezlerine gönderdiği sinyalleri genel olarak azaltarak çalışır. Bu ilaçlar vücudun genelinde terlemeyi azaltmada etkili olabilir ancak ağız kuruluğu, bulanık görme, kabızlık gibi yan etkileri olabilir. Bu tür ilaçların kullanımı sadece ciddi ve yaygın hiperhidroz vakaları için bir seçenek olabilir ve kullanım süresince kişinin kendini dikkatle gözlemlemesi gerekir.

  2. Cerrahi Müdahale (Endoskopik Torasik Sempatiktomi – ETS): Cerrahi çözüm, genellikle yalnızca palmar aşırı terlemenin (avuç içi terlemesi) diğer yöntemlerle kontrol edilemediği durumlarda son çare olarak düşünülür. Bu işlemde, terlemeye neden olan sempatik sinirler, göğüs boşluğunda (torasik bölgede) kesilir veya klipslerle devre dışı bırakılır. ETS, el terlemesini neredeyse kalıcı olarak çözer, ancak en yaygın yan etkisi, vücudun başka bir bölgesinde (örneğin sırt veya göğüste) telafi edici (kompansatuvar) aşırı terlemenin başlamasıdır. Bu yan etki, bazı kişiler için orijinal terlemeden daha rahatsız edici olabilir.

Aşırı terleme yönetimi, genellikle kişiselleştirilmiş bir yaklaşımla başlar ve bireyin yaşam tarzına, terlemenin şiddetine ve etkilenen bölgelere göre doğru yöntemin veya yöntem kombinasyonunun belirlenmesiyle devam eder. Kendi kendine yönetim stratejileri, uygun ürünlerin kullanımı ve gerektiğinde yukarıda belirtilen gelişmiş yöntemlerin detaylıca araştırılması, yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hiperhidroz nedir ve normal terlemeden farkı nedir?

Hiperhidroz, vücudun fizyolojik ihtiyacı olmadığı halde, yani sıcaklık veya fiziksel aktivite gibi bir neden olmaksızın aşırı miktarda ter üretmesidir. Normal terleme, vücut ısısı yükseldiğinde vücudu soğutmak için gerçekleşen doğal bir tepkidir. Oysa aşırı terlemede, ter bezleri sürekli olarak aşırı uyarılır ve ter üretimi, günlük yaşamı olumsuz etkileyecek, kıyafetleri ıslatacak veya ellerden damlayacak seviyelere ulaşır. Hiperhidroz sıklıkla duygusal durumlar (stres, kaygı) ile tetiklenir ve sıklıkla bölgesel (fokal)dir.

Primer ve Sekonder hiperhidroz arasındaki fark nedir?

Primer (Birincil) Hiperhidroz ve Sekonder (İkincil) Hiperhidroz arasındaki temel fark, terlemenin nedenidir. Primer hiperhidroz, herhangi bir altta yatan sağlık sorunu olmaksızın, sinir sisteminin aşırı aktivasyonu sonucu ortaya çıkar, genellikle bölgeseldir (koltuk altı, el, ayak) ve uykuda durur. Sekonder hiperhidroz ise diyabet, tiroid hastalıkları, menopoz, enfeksiyonlar veya ilaç kullanımı gibi altta yatan başka bir tıbbi duruma bağlı olarak gelişir, genellikle tüm vücudu etkiler (yaygın) ve uykuda da devam edebilir.

Aşırı terleme hangi bölgelerde görülür ve bu durumun sosyal etkileri nelerdir?

Aşırı terleme en sık olarak koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanı bölgelerinde görülür; bazen yüz ve kafa derisi de etkilenebilir. Avuç içi terlemesi, sosyal etkileşimlerde (el sıkışma) ve el becerisi gerektiren işlerde ciddi kısıtlamalara yol açar. Koltuk altı terlemesi, giysilerde sürekli ıslak lekeler bırakarak giyim seçimini kısıtlar ve kişinin özgüvenini düşürür. Bu bölgesel sorunlar, genel olarak bireyde sosyal ortamlardan kaçınma, kaygı ve hatta depresyon gibi psikolojik ve sosyal sonuçlara neden olabilir.

Aşırı terlemeyi azaltmak için kullanılan topikal yöntemler (antiperspirantlar) nasıl çalışır?

Topikal antiperspirantlar, genellikle yüksek konsantrasyonlu alüminyum tuzları (alüminyum klorür hekzahidrat) içerir. Bu tuzlar, terleyen bölgeye uygulandığında ter bezlerinin kanallarına girer ve buradaki su ile reaksiyona girerek bir jel veya tıkaç oluşturur. Bu tıkaç, terin yüzeye çıkışını geçici olarak mekanik olarak engeller. Bu ürünler, maksimum etkinlik için genellikle gece yatmadan önce, tamamen kuru cilde uygulanır ve birkaç gün üst üste kullanıldıktan sonra sıklığı azaltılarak idame edilir.

İyontoforez tedavisi hangi durumlarda ve nasıl uygulanır?

İyontoforez, özellikle avuç içi ve ayak tabanı aşırı terlemesinin (palmar ve plantar hiperhidroz) tedavisinde etkili, girişimsel olmayan bir yöntemdir. Bu yöntemde, eller veya ayaklar, düşük şiddetli bir elektrik akımının geçtiği su dolu bir kaba daldırılır. Elektrik akımı, ter bezlerinin kanallarını geçici olarak tıkayan veya sinir iletimini değiştiren mineral iyonlarının cilde nüfuz etmesini sağlar. İlk aşamada haftada 3-4 seans ile başlanır; terleme kontrol altına alındıktan sonra, kişinin ihtiyacına göre haftalık veya aylık idame seansları ile etki sürdürülür.

Aşırı terleme için sistemik (ağızdan alınan) ilaçlar nasıl bir etkiye sahiptir ve yan etkileri nelerdir?

Aşırı terleme için kullanılan sistemik ilaçlar, genellikle antikolinerjikler adı verilen bir ilaç grubudur. Bu ilaçlar, ter bezlerine sinyal gönderen asetilkolin adlı kimyasalı bloke ederek çalışır. Bu etki sayesinde vücudun genelindeki terleme azalır. Ancak bu, sadece ter bezlerini değil, tükürük bezleri ve gözyaşı bezleri gibi asetilkolin ile çalışan diğer sistemleri de etkiler. Bu nedenle en yaygın yan etkileri; ağız kuruluğu, bulanık görme, kabızlık ve idrar yapmada zorluktur. Bu yan etkiler nedeniyle sistemik ilaçlar, dikkatli ve kısa süreli kullanılmalıdır.

Cerrahi çözüm (ETS) kalıcı bir çözüm müdür ve en büyük riski nedir?

Endoskopik Torasik Sempatiktomi (ETS), özellikle avuç içi aşırı terleme için çok yüksek başarı oranı sunan kalıcı bir çözüm yöntemidir. İşlemde, terlemeyi tetikleyen sempatik sinir zincirindeki ilgili sinirler kesilir veya klipslenir. Ancak bu yöntemin en büyük riski ve en sık görülen yan etkisi kompansatuvar hiperhidrozdur. Bu, terleme ortadan kalkan bölgenin (el/koltuk altı) aksine, vücudun başka bir bölgesinde (sırt, göğüs, bacaklar) telafi edici olarak aşırı terlemenin başlamasıdır. Bu ikincil terleme bazen orijinal sorundan daha rahatsız edici olabilir ve cerrahi öncesinde bu risk çok iyi değerlendirilmelidir.